Kleopatra Koyu, Antalya’ya 60 km uzakta yeşilin ve mavinin en zarif dansını sergilediği, tabiatla denizin muhteşem buluştuğu bir mekan olarak öne çıkar. Burası, her yıl hem yerli hem de yabancı turistlerin akın ettiği bir doğa harikasıdır.
Kleopatra Koyu'nun güzellik efsanesi, Kleopatra'nın büyük aşkı Sezar ile tanıştığı yer olarak dilden dile dolaşır. Koyun batısında ise bu büyük aşkın hatırasına inşa edildiği söylenen Kleopatra'nın silueti hala gözlerimizi kamaştırmaktadır.
Günübirlik ziyaretçilerin yanı sıra kamp yapmayı sevenlerin de uğrak yeri olan bu koyda, herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Ancak bu, Kleopatra Koyu'nun sakin ve huzurlu atmosferini bozmaz. Turkuaz renkli, berrak suları ve altın sarısı kumu ile bu koy, sığ olması nedeniyle aileler için de mükemmel bir seçenektir.
Efsane
Kleopatra'nın öyküsü ise burada daha da ilginç hale gelir. Rivayete göre, Roma Generali Antony, Alanya ve çevresini Mısır Kraliçesi Kleopatra'ya hediye ettiğinde, Kleopatra her gün kale yamacında bulunan Kleopatra Plajı'na iner, burada serinlermiş. Aslında, Kleopatra'nın yüzmek için kullandığı ve kaleye doğrudan giden bir tüneli olduğu söylenir. Kleopatra, Akdeniz'deki her yolculuğunda Alanya'ya uğramış ve bu özel koyda denizin tadını çıkarmış. Alanya Kleopatra Plajı, bu öykünün izlerini sürdürmektedir. Deniz gözlüğü takarak bakıldığında denizin altındaki kumun altın ışıltıları ve yüzücü balıkların dansı net bir şekilde görülebilir. Plajın kendisi, ince ve temiz kumu ile ziyaretçilerini büyülemeye devam eder. Bu eşsiz güzellik, sadece bir koydan çok daha fazlasını temsil ediyor.
Haber: Gözde Gürgöze